24 Eylül 2016 Cumartesi

Hyundai İ10 Blue Filtre değiştirme ve Yazılım Güncelemesi

Merhaba
Kullanmakta olduğum Hyundai i10 1.0 Blue Kappa arabam, ülkemizde oldukca ender bulunan özel bir bifuel motora sahiptir.
Ben bu arabayı aldığımdan beri lpg bakımını adam gibi yaptıramadım. Çünkü her seferinde beni, lpg bakımı için BRC bayilerine gönderdiler. Aracım BRC bayilerinde konudan bir haber taksici ustalarınca kurcalandı fakat her hangi bir iyileştirme yaşanmadı. Ben arabamı 46000 km filtresi değiştirilmeden kullanmak zorunda kaldım.
Aracım sonunda çözüme kavuştu, bunuda cımbızla çeke çeke çözmek zorunda kaldım. Bu nedenle benim gibi diğer araç sahipleride uğraşmaması için buraya yazıyorum.

İ10 Blue arabalarda 2 adet lpg filtresi bulunmaktadır. Bunlardan biri selenoid valfe içinde, diğeri ise lpg selenoidlerini besleyen silindirin içinde bulunmaktadır.


Bu iki filtreyi önce Hyundai Assandan sipariş etmelisiniz. Parça kodları 3309534000 ve 3302304100
Bu iki parçayı temin edip Hyundai servisinde rica minnet montajını yaptırmanız gerekmektedir.
Yapmadığınız takdirde motorda vuruntu ve çekiş kaybı başlamaktadır.

Bu iki filtrenin her 15000 km de kontrolü, her 30000 km de değişimi gerekmektedir. 
Yardımcı olduysam ne mutlu bana.

Hyundai i10 1.0 Blue aracımın normalde 30 binde yapılması gereken gaz filtresi değişimlerini sonunda gerçekleştirdim.  Haziran ayında başladığım bu filtre değiştime maceram yaklaşık 3 ay sürdü. Bunun için önce A2 Bostancı BRC, Sonrasında Kadosan Üçel BRC fiyaskoları yaşadım. A2 Brc beni katkı maddeleri itelemiş, üçel kadosan ise olmayan filtreyi takmak için beni 30 km yoldan getirmişti. 

Ben durumu arabamın bakımını yaptırdığım Maltepe Hyundai Hunko servisi ile paylaştım. Normalde değişim yapmadıklarını, ama yaşadığım olaylardan dolayı müşteri memnuniyeti için yapacaklarını söylediler. Fabrikadan filtreleri getirdim.


Aracımı tekrar servise bıraktım.  Hunko'dan Dursun usta aracımla ilgilendi. 


Dursun bey Aracımın yazılımını güncelledi ve filtrelerini değiştirdi. Arabama atlayıp kontağı çalıştırdığımda, yazılımdanmıdır yoksa filtrelerdenmi kaynaklı bilinmez daha tiz bir ses ile rölantide çalıştığını duydum. Aracım tamamen değişmişti. Ses olarak farklı tınılar çıkarıyordu.

Aracımın değişen filtrelerinden küçük olanı pek kirli değildi. Fakat daha önce balata spreyi ile temizlettiğim eskisi kadar kirli idi. 



Yola çıktık, eskisine göre gaz pedalı daha keskin, daha fazla devir çeviren bir otomobil olmuştu. Gaz pedalına basma oranları değişmişti sanki. Biraz acemilik yaşadım. Araba ciddi şekilde devir çevirme eyiliminde olmuştu. Çünkü eskisine oranla düşük devirde daha az güç üretiyor izlenimi veriyordu. Sanki boğazı kısılmıştı. Bu nedenle motor tiz bir ses çıkarıyordu. Klima açılınca hiç bir şey olmuyordu sanki. Normalde klima açılınca belli bir motor devri artar, sesi değişirdi. Ama klima açılınca artık hiç bir şey olmuyor. Vitesi takıp yürütmeye çalışınca da biraz yığılıyor araba. Nasıl desem , beni daha yüksek devirle kaldır diye bağırıyordu. 

Araba kesinlikle daha atik olmuş. Atiklikle kastım, devir çevirmeye çok niyetli bir otomobil olmuştu. Bende bu isteğe karşı koyamaz oldum. Arabayı kullandığım devir aralığını 1000 devir yukarı çektim. 2500 devir bandımı 3500 devirbandına çektim. Bu şekilde 3500 devirde eskisinden daha iyi bir çekiş, 2500 devirde ise eskisinden daha kötü bir çekiş güçü almıştım.

Arabanın sesi, erken vtech açan bir hondanın slow motion bağırması gibi olmuştu. Hoşumada gitmiyor değil. Ama yakıt tüketimine 9 litreyi görünce çokda üzülmüş değilim. İstanbul trafiğine rağman hayla 100 km de 20 tl nin altında yakıt maliyeti yapıyorum...

Şimdi yeni Aytenime alışmaya çalışıyorum.  




21 Ağustos 2016 Pazar

Hyundai i10 1.0 Blue 10,000 Km Raporu

16 Mayıs 2016....
O günden bu güne üç ay geçti. Hyundai i10 ile üç aydır beraber 10,000 km devirdik. Peki neler yaptık, sizce bir geri dönüş yazısı yazacak kadar çok veri elde edebildim mi.

Ayten ilk yolculuğunu Maşukiye'ye yaptı. Kartepe'ye tırmandı. O gün 4 kişi 230 km yol gezdik.


İkinci yolculuğunda tam yüklü iki kişi ve bagajı ile memleketim Sivas'a gitti. Kayseri üzerinden dönüş ile  2200 km yol tepti.


Üçüncü yolculuğunda bayramda Balıkesir Güre'ye gitti. Ben buraya üç sefer yolculuk yaptım. Bir de Bla Bla Car tecrubesi yaşadım. 400 km mesafeyi üç defa gidip gelmek toplamda 2400 km yol yapmış oldum. 

Dördüncü yolculuğu ise Çeşme Alaçatı olcaktı. Çeşme yolculuğu dışında orada yaptığımız kilometrelerle 1500 km yakın yol kat ettik. 


Ayten, yaptığı binlerce km ardından, 3 ay gibi bir sürede 10,000 km  sorunsuz bir şekilde tamamladı. İstanbul trafiğiyle, dandik lpg yakıtla, aşırı sıcaklarla, aşırı yükle olan kavgasını bu gün bile sürdürmeye devam ediyor. 


Ne kadar para harcadım. 

Arabamın Kaskosu ve Trafik sigortası için 2800 tl para harcadım.
Yaptığım  raporlanmış 9158 km için 1600 tl yakıt masrafı yaptım.
İki adet önlere takılmak üzere Dört mevsim lastiği Petlas Pt535 için 260 tl ödedim.
İlk aldığım ay LPG bakımı için 130 tl ödedim.
Patlayan bir lastik için 15 tl onarım ücreti ödedim. 

Hyundai i10 şu ana kadar bana yarattığı ekonomik yükü 4805 tl

Sahibinin gözünden Ayten... 

Arabanın anahtarından, merkezi kilit butonuna basın. Tüm kapıları bagaj dahil açılır. Sürücü kapısını acınca, 3 kademeli kontağa anahtarı sokun. İlk kademede, teyp aktif olur. İkinci kademede tüm gösterge ışıkları yanar, Debriyaj pedalına basın. Işıklar sönünce Marş verin. Elektrikli direksiyon ışığı ve Motor arıza lambası sönecek. Fakat bekleyin, Henuz LPG ışığı sönmedi. İlk hareket sırasında LPG moduna geçerse güçten düşüyor. Bir anlık silkeliyor. Işık yeşil yanıp yanıp sönmesi bittikten sonra, sabit iken vitesi takıp artık yola çıkabilirsiniz. 

İkinci nesil 998 cc Kappa motorumuzla tanıştırayım sizi.  Üç silindirli, üç lpg selonoid ve üç benzin enjeksiyonlu. Açık konuşmak gerekirse, hiç bir zaman tam güçte kullanmayacağım için, size gerçek yol kullanıcılarına sürerken ne olduğundan bahsedeyim. 


Arabayı 1500 devirde kaldırıyorum. Mümkünse klimayı açmayın. Klimayla ilgili sırayla yeri geldikce değinmek istediğim bazı noktalar var. Ama kalkışta silkeleme yapsın istemiyorsanız klimayı açmayı tavsiye etmem. Eğerki 3000 devirde kalkarım sıkıntı yok derseniz sorun değil. Ama ben İlk hareket anında klimayı kullanmıyorum. Hatta ilk 2 km boyunca Kilimayı açmıyorum. Çünkü, motorumdan ciddi güc çalıyor. Özelikle düşük devirde arabayı yürütmek çok zor oluyor. Hyundai i10 Labratuar testlerinde 1500 devirde 22 Beygir güc üretiyor. Fakat İstanbul LPG'si ile 1500 devirde 17 beygir gücü ancak üretiyor. Klima 5 beygirinizi her türlü çalmaktadır. Yani arabanızı kaldırırken 11 beygir ile kalkış yapmak zorunda kalırsınız. Ağırlığı 1119 olan bir otomobilin, 11 beygir ile kaldırmak çok sıkıntılı olmaktadır. Ben bu durumu 3 ayda defalarca ama defalarca tecrübe ettim. 


Ben arabamın burnu aşağı bakacak şekilde hep yokuş aşağı park ederim. Motoru çalıştırıp vitesi geri takınca, El frenini indirip, frenide bırakınca araba kaymaz. En sevdiğim özelliği budur. Geri geri çıkış yapacağımdan bu özellik çok yardımcı olmaktadır. Yokuş kalkış desteği çok güzel ve tutarlı çalışmakla beraber, vitese göre yön tayini yaparak ne tarafa kaymayacağını bilmektedir. Hatta bazen vites 1'e takılı iken hafif geri kayma hissederse kendi başına arabayı 2 saniye tutmaktadır. Ben geri vitesi takınca araba kendini 2 saniye tuttar, bana devriyajı kavratmam için süre tanır. Bende bu süreyi balatayı korumak adına yumaşak bir şekilde harcarım. Araba geri hareketi algıladığında erkenden freni bıraktığıda olur. yani iki saniye boyuncada tutmaz. 

Harekete geciyoruz, İlk vitesi daha ilk 50 metrede terk edip ikinci vitesimize geçiyoruz. Genelde 2500 devirde vites değiştiririm. Bu yolun durumuna göre değişir. Kappa 2500 devirde iyi gaz ile labratuar ortamında 32 hp güc ve 92 nm tork üretir. Oysaki, biz bu motorla 28 beygir ve 80 nm torka 2500 devirde ulaşıyorsak kendimi şanslı sayarım. 

İkiden üçe geçiyoruz, Her derde deva üçüncü vitesim. Motordan aldığı gücü 1,269 vites oranıyla yola taşıyor. Çoğu zor koşulda seni kurtarıyor. Fakat klima açıksa düşük devirde bu vitesden istediğinizide alamıyorsunuz.  2500 devirde tapa gaz yaptığınızda klima açıksa, yüklü bir şantiye kamyonu rampada sollamak zaman alıyor.  
  
 Hyundai İ10 1.0 Kappa motorunun vites yardımcısı her 2000 devirde vites yükseltmesi talep ediyor. Drive Bye Wire olan araba, 2000 devirde ortalama 20 beygir güc üretiyor. Saate 15 km hıza cıkınca 2. vitese geçin diyor.
 Saate 25 km hız ulaşınca 3. vitesi istiyor
 Saate 47-48 km hıza ulaşınca 4. vitesi talep ediyor. Çoğu zaman 2200 devirde bu ikaz geliyor.

 Son olarak 5. vitesi 2000 devirde saate 60 km hıza ulaşınca istiyor.
Eğer arabanın içinde tek başınıza ve klimanız acık değilse siz bu yönermelere uyun. Arabanız LPG li olduğu için bu yönermeler vites artırmak için değil. Seyir yapmak için çıkacağınız viteslerdir. Mesela 3 den 4 de gectiğinizde araba 1800 devrin altında kalıyor ve çekiş sorunu yaşatıyor. Ama 2000 devir yerine 2500 veya üstü devirde vites değiştirirseniz, motor devri bu devire düşüyor. 2000 devirde seyir yapmakta sıkıntı olmuyor. 

Bir otomobili saate 100 km hızda seyir yapabilmesi için 15 beygir yetmektedir. Bu durum düz yolda geçerlidir.  Hyundai i10 saate 100 km hızla giderken 3000 devir çevirir. 3000 devirde 37 beygir güç ve 88 nm tork üretebilir. 3000 devirde full yüklü ve klima açıkken çok rahat ilerlemek mümkün. Ama biraz rampa gördüğünde ve sollamaya cıkıldığında, klimayı kapatmak faydalı olacaktır. Ama Klimayı kapatmak yerine 4. vitese düşüp ekstra 500 devir artırmakta fayda sağlıyor. Maksimum tork devrinde tırmanmak çoğu zaman yeterli oluyor. Maksimum tork 3500 devirde 90 nm tork ve 44 beygir güç üretiyor. Maksimum güç 6200 devirde ise araba 67 beygir güç 77 nm tork üretiyor. Peki benzinde durumlar nasıl. Araba benzinde 3200 devirde 93 nm tork ve 42 beygir güç üretirken, Maksimum güc olarak 6200 devirde 69 beygir güç ve 79 nm tork üretiyor 


Ben arabamı genelde 2500 devirde ve saate 80 km hızla şehir içinde kullanırım. İstanbul içinde, sahil yolunda, orta şeritte tin tin giderim. Ama otobanlarda pek tintinlediğim söylenemez. 

Trafik Kurallarına uyarsak 

50 km hız sınırı olan yollarda : 4. vitesde 2000 devir ile seyir yaparım
80 km hız sınırı olan yollarda : 5. vitesde 3000 devir ile seyir yaparım
110 km hız sınırı olan kara yollarında : 5. vitesde 3500 devirde seyir yaparım. 
130 km hız sınırı olan otobanda : 5. vitesde 4250 devirde seyir yaparım. 

Peki yakıt tüketimleri ne alemde, Aytenimin 27 litre gaz tankı var. 40 litrede benzin tankı bulunmakta. Aracın bir çeşit yakıt geçiş sistemi var, 3-4 litre civarında bir yakıt kaldığından bir diğer tanka geçiyor. Mesela Lpg tankımda basınç düştüğünde yani az yakıt kaldığında benzine geciyor. Bu nedenle hava durumuna sıcağa soğuğa göre depo her defasında farklı bir gaz miktarı alıyor. İstanbul şehir içi trafiğinde 6,7 ile 9.4 arasında tüketim gidip geliyor. 

Çeşme gece yolculuğum sırasında saate 110 km ortalama ile yol aldığım güzergahta 6,7 6,5 litre tüketime ulaştım. Gündüz dönüşümde ise tüketimim 7,7 litreye çıktı. 

Gündüz gözü ile saate 120 130 km hızlarla yaptığım Balıkesir yolculuğum ise tüketimim 8,07 8,5 litre arasında değişti. Bu yolculukta dolu bagaj ve 2 yolcum vardı. 

Balıkesir gece yolculuğum ise 6,6 ile 7,6 arasında değişti. Araba full yüklü, 4 yolcu ile saate 110 km pek aşmadan yapılan bir yolculuktu..

Arabanın, lpg modunda iken cut-off olmuyor. Beşinci vitesde rampa aşağı yol alındığında, saate 100 kmde 2 litre lpg yakıyor. Bunu OBDII bağlantısı ile Dashcommand yazılımı ile gördüm. 


Dash Command, programı ile motorun tüketimlerini inceleme fırsatım oldu. Arabanın yapılan 16 km yolda tapa gazda , 30 litre lpg tüketimi gördüm. Araba 80 km hızla ve 100 km hızda sabit ilerlerken tüketim aynı görünüyor. 


Bu küçük videoda, yaptığım 30 dakikalık kücük teste klima kullanmadan 6 litre yakıt tüketimine ulaştım. Tek başıma hava sıcaklığı 23 derece iken klimasız saate 80-100 km hızla yapılan seyirde, 25 litrelik gaz tankından en fazla 416 km yol gidilebileceği görülüyor. Bu değer çok optimum bir rakam. İstanbul trafiğinde tuturmak imkansız.

Hyundai i10 25 litre ortamala yakıt tüketimi ile İstanbul için 280 km yol alabiliyor. Bu değer otoban kullanımında en fazla 332 km olarak ölçe bildim.  




Aracımın 3 aylık yakıt tüketim raporu ortalaması 6,9 litre olarak çıkacaktı. 

BlaBlaCar yolculuğum...

Bayram arifesi Pazartesi'ne denk geldi, Eşim tüm hafta tatil ama ben Pazartesi arife günü çalışmam gerek. Cuma gecesi Eşimi ve kayınvalidemi Balıkesir Güreye götürdüm. Geri dönüşte yakıt maliyetimi düşürmek için kişi başı 30 liradan blablacardan gidiş dönüş ilan verdim. Bayram arifesi olduğundan çok büyük talep oldu. Yeni Osmangazi köprüsüde açılmış bedava hizmet veriyordu. 
Aracım Arife gün iki bayan blablacar yolcusu misafir ettim. Balıkesir Akçaydan, İstanbul Kartal köprüsüne 397 kmlik yol. Ben iki bayandan yakıtı bedavaya getirdim. Yakıt bedava olunca, bastım gaza yapıştırdım arabayı. Yemek parası çıkmadığı için , mola vermek istemedim. Yolcularımda arabanın içinde uyuya kaldılar. İki defa yakıt almak dahil toplam 4 saate 7 dakikada Kartala ulaştım. Ortalama hızlım 112 km yi bulmuştu. En yüksek 145 km ama mümkün olduğu kadar 120 km hızla yolculuk ettim. O gün ortalamam 8,4 litre lpg tüketimi çıkıcaktı. Aynı yolun dönüşü 3 blablacar yolcum bana eşlik etti. Bu sefer  fazladan 30 lira gelir elde etmiştim. Onuda köfteci yusufda mola verip yedim. İlk yolculukta 55 tl , ikinci yolculukta 90 tl kazanmıştım. İlk yolculuk 65 liraya , ikincisi ise ortalama 8 litre gaz tüketmiş yine bol molalı olduğundan 6 saat sürmüştü. Zaruriyetten gittiğim bu yolda 400 km yolu kişi başı 30 tl den 5 kişiyi mutlu bir şekilde ailelerine ulaştırdım. 

Konfor...

Aracımın bozuk yollardaki konforundan pekde memnun değilim. Özelikle köy yollarında arabanın zarar verdiğini düşünecek kadar sert tepkiler aldım. Sokak aralarındaki tümseklerden geçerken dayak gibi geri dönüşüm veriyor. Otobanda ise araba ucan hali misali ilerliyor. Güven veriyor. Uzun yolda yolcularım geneldu uyur, ilk tümsektede hortlarlar. Esasen ben konfora bakmam. Ama eşim hamile olunca malesef bu aralar kendisinden çok şikayet alıyorum. Bende hızımı keserek bu sorunun üstesinden gelmeye çalışıyorum. Eşimden dolayı artık uzun soluklu yolculuklara çıkamayacak durumdayım. Araçta geçen süreyi kısaltmak adına önü açık yollarda nispeten daha hızlı kullanıyorum. Fakat bu tümseklerde herşeyi feda edip , uzun frenler yaparak yavaşlıyor. hafif silkelenme ile aşıyorum. 

Trim sesleri.... 

Arabanın ilk aldığımda arka taraftan trim sesleri geliyordu. Trim seslerinin sonradan arka katlanır koltukların kancalarından geldiğini keşfettim. Metal halka ile kanca arasındaki boşluk motorun verdiği titreşimle ses yapıyordu. Bunu metal yüzeyleri bant dolayarak aştım. 
Arabanın yolcu kemeri tokası kapı sütünün sert kaplamasına temas ediyor. Benim Emniyet kemeri ters durdumu tır tır ses yapar . Bunu düzeltmek gerek her seferinde. 
Torpido gözüne ağır bir meteryal koyunca, gene torpido kancası ses yapıyor. Benim 3 silindirli motorum biraz titreşim yayar. heleki ilk çalıştırmada baya vuruntu yapar. Isınınca normale döner. Bu süre içerisinde bazı trim sesleri oluşur. Onuda bu şekilde önlemiş oluyoruz. 

Lastik mevzusu ...


Arabamı aldığım ay talihsiz bir durum yaşandı. Dİngilin biri, gece vakti sokaktaki tüm arabaların lastiklerini delmişti. Buna benim arabamın lastiği de dahildi. Arka lastiğim yanaktan şişlenmişti. Bre deyyus sen hangi hakla gebe eşim için aldığım arabanın lastiğini delersin. Acil bir durum olsa ben ne yapardım. 
Arabamın yedek lastiği yok, Yedek lastik olan yerde 27 litrelik simit gaz tankı var. Bagajda lastik tamir kiti, ilk yardım çantası ve el kitapları var. Bijon anahtarı bile yok. Bir tek çekme halkasıvar bunda. 

Arabanın yedek lastiği yok, onun yerine aşağıdaki tamir kitini koymuşlar. 

Bu kiti çıkardım, önce tüpü kompresöre, Kompresörü çakmağa bağladım. Köpükten çıkan ucuda lastiğe bağlayıp olacakları seyrettim. 


Kompresörü actım, tar tar çalışmaya başladı. Fakat ilk 30 saniye bişey olmadı. Sonra lastik şişmeye başladı, beni lastikçiye götürecek kadar onarılmış oldu. Çünkü yolda giderken pıst pıst kaçırdığını duyuyordum. Sağlıklı bir onarım değildi. Ama bende tüm sıvıyı kullanmamıştım. 500 metre ilerdeki lastikçiye yetecek kadar kullandım. Sıvının hepsini kullanmam gerekirken ben sadece %15 gibi bir miktar kullandım. Lastik 32 bar şişince acele ile söküp lastikçiye sürdüm. 

Nakitim olmadığı için tanesi 220 lira olan Eco Contack 5 lastik alamadım. Yanaktan delinmiş lastiğimi soğuk yama yaptırdım. bu lastik ile 8000 km yol gezdim. Ön sol lastiğim Çeşme Alaçatıda yanaktan yarık oluşunca değiştirmeye karar verdim. Yanaktan yaralı lastik ile 600 km yol tepip İstanbul'da ekstra masraf olmasın diye 2 adet önlere dört mevsim lastiği Petlas Pt535 lastik aldım. Arkadaki yanaktan yamalı lastiği, öndeki yanaktan hasarlı lastiği söktürdüm. önde tek kalan lastiği arkaya takıp Petlaslarımı önlere geçirdim. Tanesi 135 tl tuttu. Allah'tan ucuz lastik ölçüsü kullanıyorum. Petlaslar Eco Contak 5 lastiklerimden çok daha ağırki en az %50 daha ağır. Ama çok daha yumuşak. Bu arabaya yaptığım en büyük ikinci masrafımdı. Ben arabam ucuz olsun, çok gitsin diye aldım. Tutupta 220 liste fiyatıyla yazlık lastik almak yerine, Çamur ve Kış damgalı yerli işi ucuz dört mevsim lastiği aldım.
Ne bir taş ile iki kuş vurmak gibi oldu. Ne verecem bir sürü parayı lastiğe. Zaten kaç km hız yapıyorum. Zaten 3 silindir. varsın %5 yakıt tüketimim artsın, Oysaki konforum iyileşti. Ne yol tutuşu bozuldu, ne yol gürültüsü arttı, neden yakıt tüketimim.  
Eco Contach 5 ile Petlas Pt535

LPG bakımı...

Ucuz dedik, az yakıyor dedik, ama bu arabanında bir kusuru elbette var. Hyundai servisinde bakımı yapılamıyor. BRC servislerinde lpg bakımı yapılıyor. 50 tl değerinde bir gaz filtresi var. Oda kolay kolay bulunmuyor. Fabrikadan tedarik edilmesi gerekiyor. Bende tedarik edemeyince, eskisini temizlettim. Miss gibi oldu. Ama LPG bakımı sırasında 2 tane katkı maddesi aldım. Benzin ve LPG katkısı. İlk arabamız yolda kalmasın dedik. Bu katkılar bana 100 tl , filtre bakımıda 30 tl maliyet çıkardı. 
Temizlik öncesi ve sonrası 


Kasko ve Trafik sigortası soygunu..

Arabamı Axa sigortadan 1400 liraya Trafik sigortası yaptırdım. Kaskoyu ise 1400 tl'ye unico sigortaya yaptırdım. Kredi kartımda 6 taksitlik bir ödeme oluştu. Bu yük beni biraz rahatsız ediyor. Aracım Bursa - Gemlik yolunda bir tırın bana arakadan çarpması sonucu arkadaki hasar oluştu.

Mercedes Across Tır çarpması sonucu oluşan deformasyon

Arabam şu an kaskodan rücü edilerek, karşı tarafın trafik sigortasına yansıtılarak yetkili servisinde onarılıyor. Arabam teslim ettiğimde 45500 km yol devirmişti. Bu üzücü kaza sonrası biraz moralim bozulsada, tekrar eskisi gibi kullanıma dönmem zaman almadı. araba bu şekilde 1 ay 3000 km kullandım. En son lastik değiştirdikten sonra servise onarıma verdim. Arabanın bakımıda yapılacaklar listesinde. Umarım her nekadar bu doğrultuda bilgilendirilsemde kaskom bozulmaz ve seneye daha yüksek bir mebla ödemek zorunda kalmam. Bu benim hatam değil. Bunu servise üstüne basa basa söyledim. Umarım bir sıkıntı yaşamam. 

Sonuç...

Hyundai i10 1.0 Blue LPG bi fuel aracımdan çok memnunum. Buna memnun olmayanlar, genelde arka koltukta seyehat etmek zorunda kalan insanlar. Bu arabanın arka koltuklarının dar olmasından veya başka bir sebebden değil, genel olarak aracın verdiği intibadan dolayı memnuniyetsizlik var. Ben kendime göre araba aldım. başkalarını düşünmedim. Bir doblo veya connect, aile boyu sedan beklentisi olanlar, benim 1.0 motor ufak arabamı bencillik olarak düşünüyorlar. Ben bu arabayı eşim için aldım. Aylık gelirim, aylık giderim belli. Yılda 1500 lira vergisi olan bir ticari araç, 100 kmde 8 litre benzin yakan 1.6 litre eski kasa bir sedan almak yerine, sağlamlığından emin olduğum, daha 36 bin km de güzel bir şehir içi otomobili aldım. Bu otomobil Hyundai i10. Yıllık bakımı 380 lira, 5 yıl garanti, 100 km de 13 tl yakıt masrafı, 640 tl yıllık vergi. Daha ne isteyebilirim ki. 

Arabamın Benzinde ve LPG de hızlanması. 


Benzinde hızlanma



LPG hızlanması




29 Haziran 2016 Çarşamba

Habitatının dışında: Hyundai İ10 1.0 Blue

Ayten....

İlkez 2014 yılının soğuk bir kış akşamı, otobus durağından evime olan 2 kilometrelik yolu yürüken görmüştüm kendisini.  Günün erken bitmesi ile zifiri karanlığa bulanmış caddede yürürken, mavi mavi parıldayan iç aydınlatması ile dikkatimi çekmişti. Ara sıra internette gördüğüm bu arabayı ilkez kanlı canlı görmüştüm. Ve hasıl bir merak uyandırmıştı bende. İlk ozaman tanıdım Otopark'ı. Hyundai i10 hakkında internette araştırma yaparken "Angry Bird : Hyundai i10" testlerini izlemiştim.
Çeşitli araba arayışlarından sonra , Mayıs ayında 2014 model Hyundai i10 1.0 Blue aracımı satın aldım. Bu satın alma hikayesi ise ayrı bir konudur, ama anlatsam buraya sığmaz. Sizde sıkılıp gidersiniz. En iyisi biz Hikayemize ilk 2000 km yaptığım  ilk iki haftasına  sonrasına gidelim.
Arabayı aldım , şehir içi performansı ortadaydı, yeni arabam ile daha büyük maceralar yapmak istiyordum. Babamı kandırıp, eşimide ikna edip neredeyse 6 yıldır yapmadığım bir yolculuğa cıkıcaktım. Hedef Memelketim Sivas....



Ben Hafik'liyim..
Sivas- Erzincan yolu üzerinde, Pendik'deki evime 900 km uzaklıktaki bu şirin ilçe, son zamanlarda gelişmiş bir yer.  Fakat benim ailemin yaşadığı yer bu ilçeye 25 km uzakta bir mezradır. Düğer köyüne bağlı , fakat köyden 5 km uzakta bulunan Karapınar adında doğa ve yeşillikler içinde harika bir yerdir.  Burada amcam ve dedem iki hane beş nüfus yaşarlar.  Yazın nüfüs 30 kişiyi bulabilmekteydi.  Kendi ekip bictikleri ürünleri tüketir , hayvancılıkla geçinirler.



 Yola cıkıyoruz....

Arabamız Hyundai İ10 1.0 Blue,
Sen nasıl bir varlıksın, 2000 km gezdim şu güne kadar, yakıt maliyetleri adamı evde oturtmayacak düzeyde. Motoru Kappa kod isimli Bi-fuel bir motor. 1.0 litrelik hacmi, benzinde 69 beygir iken LPG modunda 67 beygir üretmekte. Normal 1.0 i10 modelleri, 5500 devirde 67 beygir iken, benim motorun diğer modellerden 700 devir fazla cevirerek aynı gücü elde edebiliyordu. Benzinde ise fazla devirden dolayı 3 beygir fazla güç üretiyordum.





Torkum fabrika verisi olarak 90 nm gözüksede, bir üniversitenin yaptığı testlerde 100 nm üzerinde çıkmıştı.


Tüm bunları incelerken, iş yerimde en uygun vites-devir-hız noktalarını internetten bulduğum bir Motor performans eğrisinde incleyip notlarımı alıyordum ...


Araba beşinci vitesde, 2500 devir atıyor ve 80 km hız yapıyor. Bunu yaparken düz yolda 3,3 litre benzin harcıyor. Motor bu devirde tam gaz basıldığında 30 beygir gücü üretip 80 newton tork veriyor.  Bu şekilde hareket etmek belki ekonomik ama dip gaz basıp bir araba sollamak için 30 beygir gücünüz oluyor.  Ben bunu pek çok kez tecrube ettim. O 30 beygir senin 1118 kilo olan arabanı sollatmaya yetmiyor..  Biz bunu ilk şehir dışı yolculuğumuzda, Maşukiye gezmizde fazla fazla hissetmiştik. Heleki bir Kartepe tırmanışı varki anlatılmaz yaşanır.


Klima actığında ise her devirde 5 beygir düşüyormuş gibi hissediyorsunuz. Bu beygir düşüşü motorun cevirdiği devir artıkca hissi azalıyor. 2500 devirde 5 beygir kaybetmek, 25 beygirbir otomobil sürüyormuş hissi yaratırken, 3500 devir ve üzerinde klima etkisi neredeyse kayboluyor. Bunun sebebi güc kaybının yüzdeye olan oranı olarak düşünüyorum.  6200 devir çeviren fakat genelde 4000 devirin üzerine bile çıkmadan kullandığım değerli bücürüm topu topu üç silindirli olmasına rağmen, beşinci vitesi sonradan koyma gibi duran, 5 ileri bir şanzıman eşlik ediyor. ilk 3500 devirde 4 ile 5 arasında 500 devir fark var yok gibi. İlk 1-2-3 viteslerin oranları alabildiğince uzun iken, (1.0 motoru baz alırsak uzun diyorum) 4 ve 5 kapı komşusu gibiler.  2-3 gecişlerinde rampa çıkıyorsanız ciddi bir devir cevirip üçüncü vitese takmak daha mantıklı olur. Çünkü motor uzun orandan dolayı alt devirde kalıp sizi eski vitese düşürmenize neden olabilmekte. 

Neyse biz bücürümüzü ezmeyelim, benim Blue taglı kücük i10'um maşukiye yolunda 215 km yol tepip 29 lira yakıt masrafı çıkartarak, Annemi Babamı Eşimi şaşırtmıştı. Bir otomobil 215 km yol yapıyor, dağa bayıra çıkıyor, 4 kişi içinde seyehat ettiriyor, 29 lira yakıt bedeli çıkarıyor. Olacak iş değil :)
Hadi artık yola cıkalım, Bavulumu hazırladım, Aytenim babam ve ben .. Otobana Kurtköy  gişesinden girdik, LPG almak için Opet Aygaz istasyonunda durduk. İlk Ohamızı yaşadık.. LPG 2,45 lira..... Adamlar Otobanı Rant alanı yapmış. 2 liradan lpg alıyordum, otobana çıkınca 2,45 ile karşılaşınca şaşaırdım.


Neyse artık 17 litre yakıt için 43 tl ücret ödeyip otobanda 120 km ile seyretmeye başladık. Araba 110-120 km hızlarda 3500 devir ve üzerinde olduğu için sürekli maksimum tork bandında ilerlediğinden sollamalarda ve tırmanışlarda pekde sıkıntı yaşamadık. Ne zaman bir boğulma hissi doğdu,  bir alt vitese komşu dörde çektik.


Bolu tünelinde çalışma olması sebebiyle otobandan çıktık. Eski bolu dağını tırmanırken bile devirli motorumuz uzun tırları sollamaya yetiyordu. Sadece iki kişi veiki çantadan oluşan yükümüzde aracı zorlatmıyordu. Otoban boyunca lpg noktaları hep aşırı fiyat etiketleri ile doluydu. Bolu dağının başında Kaynaşlıda Aytemiz istasyonunda 2,09 litre gazı görünce, değpomuz tamamen bitmesede doldurduk.  187 kilometre için, 14 litre gaz yakmış, 100 km de 7,68 litre tüketime imza atmıştık. Gazı litresi 2.09 liradan alınca kilometresi 16 kuruşa gelmişti. Burda yüksek süratimizin, zaman zaman 4ncü vitesde 4000 devir ile arabayı yürütmemizinde etkisi çoktur.


Bolu dağına dolu depoyla çıkıyoruz, LPG modunda çekiş yeterli. Memlekete olan yolculuğumuzu asgari düzeyde tutmamız gerekiyor. Bolu dağında yer yer düşük vites yüksek devir ceviriyoruz. Burda motorun sağlığını düşünerek kısa süreli bir benzin kullanımı yaptık. Cankurtaran gecidi rampasını tırmanırken, 1500 rakım tabelasına kadar benzinde ilerdik. Araba Benzinde iken bir miktar daha iyi çekiyor. Klimada açık oldunu belirtmek isterim.

Ankara Mamak'a kadar %5 benzin %90 LPG ve %5 rampa aşaği seyir karışık kullanım yaparak geldik. Mamak Opet vardığımızda 236 km yol için 13 litre lpg tüketmiştik.  Kurtköy Mehmetçik dinlenme tesisindeki  Opet ile Mamak Opet arasındaki  420 km yolu Ayten ile 05:30 saate almıştık. Buna 1 saatlik yemek molamız, Bolu dağına tırmanmız ve sık sık depo doldurma süremiz dahildi.

Ankaradan çıkınca, ıssız bir yolda ilerlemeye başlıyoruz, ne istasyon var ne dinlenme tesisi.  Lpg depomuzu doldurmak istemiyoruz. Bir bakıma bir depo testi gibi oluyor. Çünkü adı sanı duyulmamaış petrol istasyonları  bu ıssız yolu istila etmiş. 150 km oluyor, lpg göstergesi yarıya iniyor. 290 km yol sonunda lpg ışığı yanmaya başlıyor.


Sivas Merkeze kadar durmak yok. i10 blue 27 litre LPG tankı sahiptir. Genelde 19 litre gaz bittiğinde, yani depoda 8 litre gaz kaldığında ışık yakar. 5 litre daha yaktığında , yani depoda 2-3 litre lpg kaldığında Benzine otomatik geçer. Sivas merkeze vardığımızda lpg deposunu doldurduğumuzda 24 litre gaz alacaktı. 417 km yol için 24 litre gaz , çeyrek depo benzin yakmıştık. Sivasda 24 litre lpg için 63 tl vermek zorunda kaldım. Benzin değerini veremiyorum. Ama depoya  50 tl lik yani 11 litre yakıt koyduğumda depo yarım depoya yükselmişti.

Arabamız Sivas Merkeze kadar, 9:22 saat kontak açmış, 854 kilometre yol tepmişti. Bizim dinlenme sürelerimiz ile bu yolculuk 10:30 saat sürmüştü. Sivas'a varmak için üç defa yakıt almak zorunda kalmıştık. Son aldığımız benzin ve lpg yakıtı dönüşte kullancağımız için onu saymaz isek 854 km yolu kat etmek için 106 liralık Lpg ve bir miktar benzin (mühtemelen 5 litre benzin) tüketmiştik.  Kilometreye vurduğumuzda 13 kuruş etmekteydi.  
Aslında tüm hikayem burda bitmiyor, Videomu izleyerek bu sıkıcı yazıyı biraz daha  keyifli hale getirebilirisniz.


Ben yazarken keyif aldım, umarım siz okurken keyif alırsınız.


25 Haziran 2016 Cumartesi

Nasıl Hypermiler oldum ve Ayten Hayatıma Nasıl Girdi

2014 yılı... Kasım ayının bir günüydü sanırım...
Servis beni Çekmeköy'e 2 kilometre uzaktaki, Çamlık durağında indiriyordu. İş yerinde çok da hoş olmayan bir dönem içerisindeydik. Sözleşmesi bittiği için teknik destek verdiğim bankadan ayrılmak zorunda kalmış, çalıştığım firma beni Maltepe'ye destek birimine görevlendirmişti. Burası evime 20 km uzakta idi. Bankada çalışırken Ümraniye'de görevliydim. Servis hem evimin sokağında bırakıyor, hem de ilk inen ben oluyordum. Çok güzel günlerdi. Maltepe'de görevlendirildiğimde oldukca güç ve zor saatler beni bekliyordu. Yaptığım iş hem zordu, hemde yorucu idi. Mesailer yetmiyordu. Çok zor bir dönemde olmakla beraber kullandığım servis en son beni indiriyor, indirdiği yer ise evime 2 km uzakta kalıyordu. Evimin ordan geçen 131 T adlı yarım otobusler ise asla ama asla boş gelmiyor , içine insanlar istifleniyordu. Ben  hem istif olmamak hemde, 2 liramın cebimde kalması için yürümeyi tercih etmiştim. Çok zor günlerdi. Aynı şeyi hem sabah hem akşam yaşamak ürkütücü şekilde yorucu oluyordu. Zaten yeni görevime alışmanın verdiği belli bir beyin yorgunluğu üstünede bu servis sorunu beni çok yıpratıyordu. Hayatımın aşkı ile ise işte bu curcuna içinde rastladım.

Biz dönelim Kasım ayına, gecenin erken çökmesi ile akşam 19:00 da bile zifiri karanlıkta evime olan 2 km lik yürüyüşün son 1 km sindeyim. Karanlığın içinde yolun kenarında duraklamış olan bir otomobil oldukca dikkatimi çekmişti. Yanına yaklaşıp içine baktığımda mavi mavi ışıldıyan düğmeler, göstergeler, otomatik vitek kolunun komut butonları bir hayli ilgimi cekti. İşte o gün içinde bulunduğum psikolojiyle "Keşke Benimde Olsaydı" dediğimi hatırlarım.  Hüzünlüydüm, dağ gibi arabamı satmış, günde 4 saatini trafikte geçiren,  her gün 2 kilometre yürümek zorunda bırakılmış bir insan, içinde sahibininde oturduğu bu küçük arabaya bakınca , değerini ciddi şekilde anlıyor araba sahibi olmanın... Kasımın zifiri karanlığında, buz gibi havasında,küçüçuk de olsa bir arabam olsaydı düşüncesi o gün beynime işlenmişti. O gün gördüğüm o küçük otomatik araba, Hyundai İ10'dan başkası değildi.

Eşimle çıktığım dönemde, onu ataşehirdeki Hyundai showroomuna götürdüm. O zamanlar piyasada en ucuz olan araba Hyundai i10 olduğu için ,beğenip beğenmeyeceğini görmek adına Hyundai i10'nu gösterdim. O günden sonra ne zaman arabadan konu açılsa "Ayten istiyorum" diyor olacaktı.



Ben o 2 kilometre yolu yürümek istemeyen, Ataşehir trafiğinde iki saatini harcamak istemeyen bir insandım. Fakat ne param nede birikmişim vardır. Hayatımın en zor dönemi beni hamur gibi yoğuruyor, zevklerim ve hobilerim giderek optimize olmaya başlıyordu . Yeni ev alıp kredi yüküne girmiş bünyem, aynı zamanda evlenmek için üstün çaba harcıyordu. Bunlarda yetmiyor gibi, nişanlıma bu sıkıntılarımı yansıtmamak için kiralık arabalarla sözlü olduğum dönemi daha eğlenceli kılmaya çalışıyordum. Çalıştığım yerdeki mesailer ve iş yükünün yarattığı stresi ancak bu şekilde atlatıyordum. Eşim ile olan yolculuklarım beni hayata tutturan en değerli anılarımdı. Bu uğurda sık sık babamıda karşıma almak pahasına bile olsa, sözlümü memnun etmek, benim en büyük amacımdı. Kendimden vazgeçmiştim artık.

Hypermiler Ali olmak işte bu şekilde doğdu. Otomobillerden beklentim, 4 teker 2 koltuk  saate 90 km hıza kadar düşmüştü. Aşkım otobüslerde Seyehat edemeyecek kadar hassas bir insandı. Eş dost arabası, kiralıklar derken dönüp dolaşıp konu hep "Ayten'e" gelirdi.

Aylar gecti, günler geçti, biz evlendik karı kocaya karıştık. Ben hayla kiralık arabalar ile işimi görüyordum. Eşimle beraber bir olup kurduğumuz yuvanın, düğün ve eşya masraflarını teker teker kapattık. Biz böyle kapitalizm kölesi bir hayat sürdürürken, hanımda oluşan bir takım değişiklikler ikimizide endişelendirdi. Eşimin bünyesi giderek hassaslaşmış, otobüs minibüs binemez hale gelmişti. Zip cardan bir tane dualogic fiyasko Fiat 500 kiralayıp onu hastaneye götürdüm. Hiç hesapta yokken, her şeyin monotonlaştığı bu dönemde, ikimizi de mutluluktan ağlatacak o güzel haberi öğrendik....

Baba Oluyorum...

Eşim iki aylık hamile.... O beyaz Fiat 500 içinde, Tuzla sahil yolunda ilerlerken ikimizinde gözleri yaşlı sesiz  sedasız yol alıyordum. Düşünmeden edemiyordum, Ben asosyal otaku adam, ne ara evlendi, ne ara ev sorumluluğu aldı. Ben ne ara baba oluyorum. Ben gerçekten de babamı oluyorum. O küçük bedeninde can taşıyan eşim, doğmamış çoçuğumun sağlığı hep benim sorumluluğum... Artık lay lay lom modundan çık Ali. Artık işler ciddiye bindi. Adam ol evine eşine sorumluluklarını göster.... Artık sana bakan iki çift göz var.....

Eşim gebe olması yolculuk yapmasına ciddi mani oluyordu. Bu sebeble elde avucta ne varsa, bir otomobil ihtiyacı doğdu. Çünkü artık kiralık arabalarla bu iş yürüyemezdi. Sahibinden ilanlarında başladım taramaya. HEnuz mobilya borclarıda yeni bitmişken tam zamanıydı. Yazda başlamadan ucuz yollu bir otomobil almam gerekiyordu.. Hep otomatik arabalara baktım. 2001 2003 en iyi 2005 pertten dönme 25000 tl istiyorlardı. Yakıt tüketimleride bu aracların acayip yüksekti. Yaptığım test sürüşlerinin ikisinde yolda kaldım. Bir tanesinde arabanın her parçası zangır zangır oynuyordu, Bir tanesi çok beğendim ama alamadan başkası kaptı. Başka bir arabayıda beğendim, Bagajda kocaman subwoofer olması beni caydırdı. Ama gel görki benim iş yerime çok yakında bir şirketin aracı 34500 lira etiketiyle Ocak ayından beri favorimde beklerken, bir mesaj beni çok heveslendirdi. Aradan 5 ay geçmesine rağmen 2014 model Hyundai İ10 Blue model arabanın fiyatı 32500 tl fiyata indirilmişti. Nasıl bir şans ise çepten kredi alma olayıda yeni başlamıştı. Elimde 25000 tl param vardı. 2008 altı 10 tane araba test ettim ve hepsinden tiksindim. Karşıma 2014 model üstelik hep arzuladığım LPGli Hyundai i10 Blue çıkmıştı.....

Hyundai i10 Blue ile ilk tanışma ...

Şirketi aradım, Hyundai i10 talip olduğumu test etmek istediğimi söyledi. Cevap veren güzel insan hemen arabayı bana gönderdi. Araba zaten bana çok yakın bir lokasyonda bulunmaktaymış. Arabaya bindim test ettim. Bu benim kullandığım ilk manual i10 modeliydi. 
Ben biraz acemiyim, sıkıntı olmasın desemde, arkadaş sorun olmaz diyerek anahtarı teslim etmişti. Araba çok güzeldi. İlk sürüşte ilk dikkatimi çeken vites kolunun güzel geçişleriydi. Araba fabrikadan lpg olması , göstergede LPG depo seviyesi olması, bunlar çok güzel detaylardı. Araba daha 36000 km de kapalı garaj arabasıydı. Benim adıma yaptığım en güzel test sürüşüydü. Daha önceki, gecenin bir vakti tüpü bitmiş pejo 106 ile kaldığımı düşününce tabiki en güzel test sürüşü bu idi. 

Test sürüşü Fiyaskolarım ...

İlk Fiyaskom bir Peugot 106 Otomatik ile yaşandı.. Araba ile test süüşüne çıktık, Araba ne benzin ne gaz vardı deposunda, Galerici bana şöyledir böyledir deyip 13000 tl satmaya çalışıyorduki, yokuşun tepesinde gaza basmama rağmen rampayı çıkamadı. Derken benzini bitti küt diye kaldık.  Araba 3 ileri otomatikti. Bagajda dev gibi tankı vardı. Galerici bu araba sana göre olmaz sen araba alamazsın deyip çekişe çekişe olay yerinden ayrılım 
İkinci fiyaskom ise yine Pejo 106 ile gerçekleşti. Bu nispeten daha dramatik olmuştu. Tek kapı bir modeldi., 10 bin tl den satılıcaktı bana. Ama arabanın içine bir kere sığamadım. İttim kastım yok olmuyor. Neyse yola cıktık, Yokuş aşağı inip rampa çıkarken küt iye stop etti. Makina benzini bitmişti. Çalışmadı bir daha. Aracı sahibine emeanet edip ayrıldım. .... 
Yok 10 15 bin arası sağlam araba bulunmuyor. Fyatı iki katına çıkardım, Bu sefer 20 binlik otomobillere bakacaktım. Çok güzel bir Citroen C3 otomatik buldum. Pertten dönmeydi, Ama olsun zaten 2003 modeldi. Kullandım; gece gece çok zevkli gidişi vardı. Bayıldım. Ama eşim 2003 modele 22 bin tl verme taraftarı olmayınca vazgeçtim. Eşim bu konuda haklıydı tabi,
Daha sonra 1,6 portakal rengi otomatik 206 ile şansımı denedim.. Sahibinden comda bulduğum otomobilin sahibi, emekli bir yaşlı amcaydı. Otomobilerle olan ilgisi ve bilgi seviyesi oldukca yüksek levellerde olan bu amca, arabasına çok iyi bakmıştı. 2000 model araba için 20 bin tl isteyecek kadarda mütevazi idi. Araba 160 bin kmde olsada pırıl pırıldı, 110 beygir versiyonu, 4 ileri tork konverterli şanzımanı ve portakal rengi ile beni benden alsada, ailem hiç memenun değildi. Ben arabayla Ataşehirin arka yollarında bir test sürüş yaptım , resmen 110 beygir motor beni benden almıştı. Şanzıman tık tık çalışıyordu. Ama bagajda kocaman bir subwoofer pekte beni memnun etmemişti. Amca buraya bebek arabası nasıl sığacaktı.
 Bu turuncu afeti almayı çok istesemde, yaşından, renginden ve kıcındaki subwooferdan dolayı üzülerek almaktan vazgeçtim. Bir sonraki model , mavi bir C3 olacak, 1.4 motorun ne kadar bayat olduğu, 1.6 206 tarafından ezile ezile kanıtlanınca da, bu eski 2001 c3 de almak istememiştim. 206 1,6 motor ile 20000 tl iken neden 1,4 motor c3 için 22000 tl vereyim dimi...

Para çok zor kazanılıyor gençler, 16 yaşımdan beri zor şartlarda çalışmış bir emekciyim. Günde 11 saat ayakta çalışmak, heleki sosyal güvence olmadan ve askeri ücretle gecen günlerde 6 yıllık ssk primim eriyip gitti. 2001-2007 yılındaki yaşadığım zorlukları halen etkisi üzerimdedir. Kişiliğim, şu anki işime olan azimle çalışma aşkım "kötünün kötüsünü" görmüşlüğümden gelmektedir. Milletin sabırsızca tapa gaz gittiği yolları, düşük yakıt tüketimi elde ederek yavaş ve sakin sürüşler yapacak sabırım, işte bu 10 yıl evvelki Ali arkadaşınızın 11 saat ayakta zor şartlarda düşük ücretle çalışmasından kaynaklıdır.

2007 yılında, kurumsal bir firmada çalışmaya başladım, 2009 yılı Ağustosunda azmimle ilk otomobil olan Ford Tourneo Connect 1.8 TDi GLX aracımı satın aldım. 2013 yılında arabayı satıp Evi aldım. Şu an ise 3900 ssk prim günü dolmuş orta yaş bir baba adayıyım. Artık gezmek tozmak, geçmişi unutup, günümüz gençleri gibi antalya'da selfie çekmek istiyorum... :)

Sadede gelelim... Ben baba olacaktım sanırım, sonra konu test fiyaskolarına kaydıydı galiba. Yok biz daha fazla budaklanmadan Nasıl Hyundai İ10 sahibi olduğumu anlatayım. Çok büyük firmanın, genç yöneticileri, yaptıkları bir anlaşma karşılığı iş sonunda 2 adet Hyundai i10 Blue alır. Birisi pazarlamadaki bayan tarafından kullanılırken, bir diğeride şirketin vekili tarafından aktif şekilde kullanılmaya başlanır. 90 bin km dolduran ilk araba satılır, Pazarlamacıdaki arabada kullanılmadan garajda yatalak olmuşken vekil kardeş bu arabayıda üç ay içinde 30 bin km devirtir. Bakarlarki, araba kiralamak, şirketler için daha mantıklı oluyor, Vekildeki arabayıda satılığa çıkarırlar, Şirket yöneticileri arabayı Sahibinden comda satılığa cıkarırlar. Benim ocak ayı başında favorime eklediğim ilan aslında ilk satılan otomobilin ilanıydı. İkinci İ10 da satılığa çıkınca, ilanı tekrar aktif edip km bilgilerini yeniden düzenlemişler. E tabi benim favorimde bu araba "fiyatı düşürülen ilan" bilgisi ile tekrar hortlamış. Hortlamaya mütakip bende arayıp görüşünde, yakın lokasyonda olan arabayı bana hemen test için getirdiler. Arabayı satacak olan Vekil bey, arabaya talibin çok olmasına rağmen, karşılarştığı tiplerden sıkılmış olmalı ki, benim gibi al yüzlü temiz bir çoçuk görünce kaçırmadan satmak istemiş sanırım.

Otomobil 16 Mayıs 2014 tarihinde trafiğe çıkmıştı, Ben ise 16 Mayıs 2016 tarihinde yani tam ikinci yaşında, xxxx tl ücret ile satın aldım....